Artan savaşlar ve kapitalizmin krizi
Junge Welt’in haberine göre, konferansta konuşan Rosa-Luxemburg-Stiftung çalışanı sosyal bilimci Ingar Solty, kapitalizmin tarihsel olarak dört büyük kriz yaşadığını ve 2007’den beri dördüncü krizin içinde olunduğunu belirtti. Solty’ye göre bu kriz, devletlerin daha otoriterleştiği, ekonomik çıkarların askeri güçle desteklendiği post-liberal bir kapitalizme doğru evriliyor. Batı’nın Çin’e karşı tutumu, küresel ekonomik merkezin Doğu ve Güney’e kaydığı bir dönemin göstergesi olarak değerlendirildi.
“Zeitenwende”: Sosyal devlet mi militarizm mi?
Konuşmacılar, Almanya’da “Zeitenwende” söylemiyle meşrulaştırılan devasa silahlanma programının, sosyal hakların budanmasıyla el ele gittiğini vurguladı. Bütçede her on eurodan birinin faiz ödemelerine gittiği, 2030’a kadar bunun iki katına çıkacağı uyarısı yapıldı. Buna rağmen “Rusya tehdidi” söyleminin, sosyal kesintilerin SPD içinde bile kabul görmesini sağladığını belirtildi.
Sendikalara ve sosyal haklara baskı
Verdi yöneticileri, sağlık sigortası reformunun toplu sözleşme özerkliğine müdahale anlamına geldiğini ve hastanelerde yıllarca mücadeleyle kazanılan personel standartlarını tehdit ettiğini ifade etti. Berlin Charité yönetiminin, reformu gerekçe göstererek personel iyileştirme sözleşmesini feshetmesi, bu baskının somut bir örneği olarak sunuldu.Bu girişim hastanedeki çalışanlar için daha iyi çalışma koşullarını ve daha fazla personel sayısını garanti eden bir anlaşmanın yönetim tarafından tek taraflı olarak ortadan kaldırılması anlamına geliyor.
Sanayide çıkmaz: Silah üretimi mi işsizlik mi?
Otomotiv sektöründe 2019’dan bu yana 100.000’den fazla iş yeri kayboldu; bu sayının ikiye katlanması bekleniyor. Bu durum, işçileri “silah sanayisine geçmek ya da işsiz kalmak” ikilemine sürüklüyor. Sendikacılar, bu sorumluluğun işçilere yüklenemeyeceğini, barış hareketinin işçileri yalnız bıraktığını ve çalışma süresi kısaltması talebinin yeniden güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
25 saatlik çalışma haftası: Gerçekçi bir talep
Eski IG Metall yöneticisi Anne Rieger, tam ücret karşılığında 25 saatlik çalışma haftasının hem mümkün hem de gerekli olduğunu söyledi. Bir VW işçisi ise, antimilitarist taleplerin işçiler arasında değil, çoğunlukla sendika bürokrasisinde dirençle karşılaştığını belirtti.