Bu kadınlar işsizlik, hastalık ya da yaşlılık gibi çalışamadıkları veya artık çalışamayacakları durumlara karşı önlem alamıyor. Çalışan kadınların yüzde 70’i kazançlarıyla tek başına hem kendilerinin hem de bir çocuğun uzun vadeli geçimini sağlayamıyor.
Aradan yaklaşık bir yıl geçtikten sonra Bundestag (Federal Meclis), yeni temel güvence sistemiyle işçi sınıfına yönelik yeni bir saldırıyı –özellikle de kadınları hedef alan bir saldırıyı– kabul etti. Çünkü Bürgergeld alanların yaklaşık yüzde 56’sı kadınlardan oluşuyor. Tek ebeveynli ailelerde ise kadınların oranı yüzde 82’nin üzerinde. İşveren birliklerinin, hastalık halinde maaşın ödenmesine devam edilmesi hakkının kaldırılmasına yönelik talepleri de ilk olarak kadınları etkileyecek.
Toplu sözleşmesi olmayan meslek ve sektörlerde çok daha sık kadınlar çalışıyor. Doğu Almanya’da cinsiyete dayalı ücret farkının (yüzde 5) Batı Almanya’ya (yüzde 17) göre belirgin biçimde daha düşük olmasının nedeni ise sadece şu: Doğu Almanya’daki erkekler de çoğu zaman asgari ücretten fazla kazanamıyor.
Ekonomik bağımlılıklar özel hayattaki bağımlılıkları da beraberinde getiriyor. Bu nedenle kadınların toplumsal şiddetin ilk kurbanları arasında yer alması şaşırtıcı değil. Aile içi şiddet yeni bir zirveye ulaştı. Almanya’da neredeyse her gün bir kadın eşi veya ayrıldığı eşi tarafından öldürülüyor. Her üç dakikada bir kadın şiddete maruz kalıyor. Her gün 140’tan fazla kadın ve kız çocuğu cinsel şiddetin kurbanı oluyor. Her yıl binlerce kadın kapasite yetersizliği nedeniyle sığınma evlerinin kapısından geri çevriliyor. 2024 yılında, 2019'a kıyasla %17,8'lik bir artış kaydedildi.
Tüm bunlar en azından burada, barış zamanında yaşanıyor. Ancak bunun böyle kalmayacağı açık. Kısa süre önce koca bir bölge savaşın içine sürüklendi. Alman hükümeti de geri kalmak istemiyor. Silah sevkiyatlarıyla zaten bu sürece katılıyor ve silah üretimini hızla artırıyor. Şimdi ise çocuklara yöneliyorlar.
Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü’nde sokalara işte bu sorunların çözümü talebiyle çıkılıyor.