Ancak salonda bulunan, geceleri garsonluk yapan genç Charlotte Ritter onların bu özgüvenine tepki gösterir:
“Siz her şeyi bilirsiniz, iyi analizler yaparsınız. Ama o aptal dedikleriniz çoktan sokakta.”
Dizideki bu sahne, bugün Almanya’da AfD’nin yükselişi tartışılırken dikkat çekici bir tarihsel paralellik sunuyor.
Siyasetin toplumdan kopuşu
AfD’nin yükselişi yıllardır siyasetçiler, medya ve akademik çevrelerde çoğunlukla ahlaki ve entelektüel bir tartışmayla ele alınıyor. AfD seçmenleri zaman zaman eğitimsiz, modernleşmeye ayak uyduramamış ve aslında kendi çıkarlarına zarar verecek şekilde oy kullanan insanlar olarak gösteriliyor. Oysa bu yaklaşım, sorunun toplumsal boyutunu görmeyi engelleyebilir.
Televizyon stüdyolarında Anayasa Koruma Teşkilatı raporları, "demokrasi duvarları" “Brandmauer” ve sağ popülizm tartışılırken, sokaktaki ekonomik ve sosyal gerçeklik gözden kaçabiliyor. AfD yalnızca teorik tartışmalarla değil, insanların günlük hayatındaki sorunlara ve öfkeye temas ederek büyüyor.
Salon ile sokak arasındaki uçurum
Weimar Cumhuriyeti’nin çöküşünde ekonomik kriz, çaresizlik ve halkın siyasi elitlere duyduğu yabancılaşma önemli rol oynadı. Radikal hareketler de bu duyguları kendi lehlerine kullandı.
Bugün Almanya’da da siyaset merkezleri ile taşradaki yaşam arasında ciddi bir mesafe bulunuyor. İnsanlar yüksek kiralar, hayat pahalılığı, sanayisizleşme korkusu, iş kaybı ve altyapı sorunlarıyla karşı karşıya kalırken, siyasi tartışmalar çoğu zaman soyut reformlar ve büyük vizyonlar üzerinden yürütülüyor.
AfD ise bu boşluğu çoğu zaman somut çözümlerden çok, “Biz sizin yanınızdayız” mesajıyla doldurmaya çalışıyor.
Tarihin uyarısı
Babylon Berlin'in verdiği en önemli mesajlardan biri şu: Entelektüel üstünlük, demokrasiyi korumaya yetmez.
Bir siyasi hareketin seçmenlerini küçümsemek veya onları sadece “aptal” olarak görmek, o hareketin neden güç kazandığını anlamayı engeller.
AfD’nin yükselişini durdurmak isteyen demokratik güçler, yalnızca televizyon stüdyolarında analiz yapmakla yetinemez. İnsanların yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunlara gerçek çözümler üretmek zorundadır.
Çünkü siyaset salonlarda konuşulurken, toplumun öfkesi sokakta büyüyebilir.
Ve Babylon Berlin'in tarihsel uyarısı tam da burada yeniden karşımıza çıkıyor: Sokağı görmezden gelen siyaset, bir gün sokağın gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalabilir. (rk/tk)