Dikkatler, AfD’nin anketlerde yüzde 40’ın üzerindeki seçmen desteğine çevrilmiş durumda. Buna karşılık, eyaleti uzun yıllar yöneten CDU yüzde 23–26 bandında seyrediyor. Sol Parti yüzde 13, SPD ise yalnızca yüzde 6 seviyesinde. Yeşiller ve FDP’nin parlamentoya girip giremeyeceği ise belirsiz.
Anayasayı Koruma Dairesi’nin AfD’yi “kesinleşmiş aşırı sağcı” olarak sınıflandırması da partinin yükselişini şu aşamada durdurmuş görünmüyor.
Saksonya-Anhalt geçmişte de siyasi tartışmaların odağındaydı. 1990’lar ve 2000’lerin başında PDS’nin dışarıdan desteklediği azınlık hükümetleri ülke çapında büyük yankı uyandırmıştı. Ayrıca faşist DVU’nun 1998’de eyalet parlamentosuna girmesi, radikal sağın bölgede uzun süredir bir seçmen tabanına sahip olduğunu göstermişti.
Bugün uzmanlar, AfD’nin yükselişini bölgedeki ekonomik kayıplara, genç nüfusun göçüne ve yerleşik siyasete yönelik memnuniyetsizliğe bağlıyor. Yabancı nüfus oranı Almanya ortalamasının altında olmasına rağmen, göç karşıtlığı seçim kampanyasının en önemli başlıklarından biri.
Siyaset bilimciler, AfD’nin iktidara gelmesi halinde anayasal düzeni zorlayabilecek adımlar atabileceği uyarısında bulunuyor.
6 Eylül akşamı gözler, Almanya’nın ortasındaki bu küçük eyalete çevrilecek. Seçim, yalnızca Saksonya-Anhalt’ın geleceğini değil, yabancı düşmanı, ırkçı parti AfD’nin Almanya’da iktidara ne kadar yaklaştığını da gösterecek.