Çeşitli sağlık eylem gruplarının ortak çalışmasıyla hazırlanan “Klinikscanner” adlı interaktif harita, Almanya’daki hastane kapanmalarını gözler önüne seriyor. Harita, mevcut hastanelerin yanı sıra geçmiş yıllarda kapanan sağlık kuruluşlarını da gösteriyor.
Alman İstatistik Dairesi verilerine göre Almanya’da 1992 yılında 2 bin 411 olan hastane sayısı, 2024 yılında 1.841’e geriledi. Yani 32 yıl içinde 570 hastane sistemden çıktı.
Bu süreçte hastanelerin mülkiyet yapısı da önemli ölçüde değişti. Kamuya ait hastanelerin oranı 1992’de yüzde 44,6 iken, 2024’te yaklaşık yüzde 29’a düştü. Buna karşılık kâr amacı güden özel hastanelerin payı yüzde 15,5’ten yaklaşık yüzde 40’a yükseldi.
Hastanelerdeki ekonomik sorunlar iflaslara da yansıyor. 2020 ile 2024 yılları arasında 88 hastane iflas başvurusunda bulundu. Yalnızca 2024 yılında iflas eden hastane sayısı 23 oldu.
Junge Welt’in haberine göre, şimdi ise hükümetin sağlık sisteminde öngördüğü yeni tasarruf politikası tartışılıyor. Temmuz ayında kabul edilen yasa, sağlık harcamalarının sınırlandırılmasını ve doktor muayenehaneleri ile hastanelere yapılan ödemelerin kısıtlanmasını öngörüyor.
Alman Hastaneler Birliği, mevcut gelişmelerin devam etmesi halinde 2030 yılına kadar hastanelerin yaklaşık yarısının ciddi ekonomik sorun yaşayabileceği uyarısında bulunuyor.
Yasanın yürürlüğe girmesinden önce sağlık çalışanları ve yurttaşlar da sokağa çıktı. Geçtiğimiz pazar günü Berlin’de binlerce kişi Reichstag önünde hükümetin tasarruf politikasını protesto etti.
Gösterinin sloganı dikkat çekiciydi:
“Yeter! Tasarruf çılgınlığı yerine sağlık!”
Tartışmanın bir başka boyutu ise özelleştirme tehlikesi.
Brandenburg eyaletindeki Elbe-Elster bölgesinde üç hastaneyi işleten klinik grubu uzun süredir ekonomik baskı altında. Hastanenin yeni geçici yöneticisinin özel hastane zinciri Sana’dan atanması, sendika Verdi’nin tepkisine yol açtı.
Verdi, bunun hastanelerin kısmen ya da tamamen özelleştirilmesinin ilk adımı olabileceği uyarısında bulunuyor ve hastanelerin kamu mülkiyetinde kalmasını istiyor.
Almanya’da sağlık sistemiyle ilgili temel soru giderek daha açık biçimde ortaya çıkıyor:
Sağlık hizmetleri bir kamu hakkı mı olacak, yoksa giderek daha fazla kâr mantığına mı teslim edilecek?
Önümüzdeki dönemde bu tartışmanın daha da büyümesi bekleniyor.