Spahn’ın eşi, doğumu sosyal medya paylaşımıyla duyurdu. Çiftin, Almanya’da etik gerekçelerle yasaklanan taşıyıcı annelikten ABD’de yararlandığı belirtildi.
Tartışmaların odağındaki isim ise bizzat Jens Spahn. Çünkü Spahn, Sağlık Bakanı olduğu dönemde taşıyıcı anneliğin yasallaştırılmasına açıkça karşı çıkmış, CDU/CSU da bu uygulamayı bugüne kadar etik gerekçelerle reddetmişti. Eski Sağlık Bakanı Karl Lauterbach’ın taşıyıcı anneliği serbest bırakma girişimi ise sonuçsuz kalmıştı.
Spahn'ın yakın çevresi, onun özel hayatındaki tercihlerini siyasi bir talep veya politika önerisi olarak görmediğini söylüyor. Yani Spahn, "Ben özel hayatımda bunu yaptım ama bunun Almanya'da herkes için serbest bırakılmasını savunmuyorum" görüşünde.
Eleştiri sesleri yalnızca muhalefetten değil, Spahn’ın kendi partisinden de yükseliyor. Parti içinden bazı isimler, siyasetçilerin kamuoyunda savundukları görüşlerle kişisel davranışlarının uyumlu olması gerektiğini, aksi hâlde güvenilirliğin zedeleneceğini ifade ediyor.
Alman Etik Konseyi’nin eski başkanlarından biri de Spahn’ı sert sözlerle eleştirdi. Eski başkan, Spahn’ın Almanya’daki yasağı savunurken ABD’de aynı uygulamadan yararlanmasını etik açıdan rahatsız edici buldu. “Başkaları için kurallar koyan birinin kendisinin o kuralların dışına çıkması, başkalarına su vaaz edip kendisinin şarap içmesi gibidir” dedi.
Öte yandan Başbakan, yeni baba olan çifti tebrik etti. Ancak CDU/CSU, etik gerekçelerle taşıyıcı anneliğe karşı tutumunu sürdürmeye devam ediyor.
Yeşiller Meclis Grubu’nun sağlık politikası sözcüsü Dahmen, Spahn’ı çifte standart uygulamakla suçladı. Dahmen, “Siyasi olarak savunduğu kuralların bu durumda neden geçerli olmadığını açıkça ortaya koymalı” dedi.
Frauen Union’un saymanı Rosin ise Spahn’ın istifasını talep etti. Rosin, “Taşıyıcı annelik Almanya’da etik gerekçelerle yasaktır. Bu yasağı yurtdışında bir çözümle aşan biri, Alman hukukunun ruhunu çiğner” ifadelerini kullandı.
Haberi hazırlarken gelen arkadaşım, “bu haber neden yayınlanmalı, dedikodu haberine benziyor” dedi. Benim cevabım ise şöyle oldu: Çünkü mesele sadece bir politikacının özel hayatı değil; olay kamu görevi, etik, tutarlılık ve hukuk arasındaki gerilimin tam merkezinde duruyor.