İklim değişikliğini inkâr etmek ya da en azından bu konuda etkili adımlar atmamak, Almanya’da yeniden siyasi olarak kabul edilebilir hale geliyor.
Bu durum, aşırı sıcaklıkların yaşandığı bir yaz mevsiminde Almanya’nın iklim politikasındaki durgunluğu ve isteksizliği de gündeme getiriyor.
SPD ve Çevre Bakanı Carsten Schneider’in yaşadığı gelişmeler bunun önemli örneklerinden biri.
Schneider, Almanya’nın aşırı sıcaklar gibi iklim kaynaklı gelişmelere daha iyi hazırlanabilmesi için uyum önlemlerine kaynak ayrılmasını istedi. Ancak hükümet içinden gelen bütçe kısıtlamaları bu planların önünü kesti.
Başbakan Friedrich Merz ise hükümetin program ve para sıkıntısı olmadığını savundu.
Böylece iklim uyum çalışmaları için öngörülen kaynakların bir bölümü başka alanlardaki sorunların çözümü için kullanılmaya başlandı.
Çevre Bakanı Schneider ise iklim politikasının yalnızca sıcaklıkların yükseldiği dönemlerde gündeme gelmemesi gerektiğini belirtiyor:
“İklim koruma çalışmalarını hem ülke içinde hem de uluslararası alanda ilerletmekten sorumluyum. Bu konu yalnızca termometredeki sıcaklığa göre değişen geçici bir gündem değil. Ben bu çalışmayı hava soğukken de yağmur yağarken de sürdürüyorum. Çünkü bu görev kalıcı.”
Ancak Berlin Direkt’teki programda, Schneider’in hükümet içinde bu konuda büyük ölçüde yalnız kaldığı belirtiliyor.
Hükümet sözcüsü Stefan Kornelius ise yaz başında yaptığı açıklamada, yaşananların aşırı hava olayları olduğunu kabul ederek, “Havanın başbakanın gündeminde olması hava durumunu değiştirmez” görüşünü dile getirdi.
İklim değişikliğinin sonuçları ağırlaşıyor
Yaz boyunca yaşanan aşırı sıcaklıklara, sıcaklığa bağlı ölümlere ve tarım ile altyapıda milyarlarca euroluk zararlara rağmen iklim değişikliği uzun süre siyasi gündemin merkezine alınmadı.
Ancak Kuzey Ren-Vestfalya’da orman yangınlarının yaşanmasının ardından Başbakan Merz’in tutumunda değişiklik görüldü.
Merz, iklim değişikliğini inkâr edenlere seslenerek şöyle dedi:
“Burada yaşananlara dikkatle bakın. Bu, iklim değişikliğidir. İklim değişikliğini geri püskürtmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız.”
Ancak bu açıklamanın ardından şu soru gündeme geldi:
Gerçekten her şey yapılacak mı?
İklim hedefleriyle çelişen kararlar
Eleştirilere göre hükümet şimdiye kadar iklim açısından olumsuz sonuç doğurabilecek birçok karar aldı.
Bunlar arasında:
• İçten yanmalı motorlu araçların yasaklanmasına ilişkin düzenlemelerin gevşetilmesi,
• Yeni fosil yakıtlı doğalgaz santrallerinin kurulmasının planlanması,
• Binaların enerji modernizasyonuna ilişkin düzenlemelerde petrol ve gazla çalışan ısıtma sistemlerine yeniden izin verilmesi,
• Yenilenebilir enerji kaynaklarının genişletilmesini zorlaştırabilecek enerji düzenlemeleri,
• Berlin hükümetinin Brüksel’de emisyon ticareti sisteminin gevşetilmesi için girişimlerde bulunması yer alıyor.
Potsdam İklim Araştırmaları Enstitüsü’nden Prof. Stefan Rahmstorf, Berlin Direkt'e yaptığı açıklamada, Almanya’nın artık iklim politikalarında öncü ülke olmadığını ve mevcut politikalarla iklim hedeflerinin kaçırılma tehlikesi bulunduğunu söylüyor.
Rahmstorf’a göre yalnızca iklim hedeflerine bağlılık açıklamak yeterli değil. Asıl önemli olan, sera gazı emisyonlarının hızlı biçimde azaltılması için somut adımlar atılması.
Uzmanlara göre hükümetin iklim politikalarında geri adım atmasının nedenlerinden biri ekonomik kaygılar. Bir diğer önemli etken ise AfD’nin iklim değişikliğine yönelik yaklaşımı.
AfD Eş Başkanı Alice Weidel, iklim değişikliği konusunda şu görüşü savunuyor:
“İklim değişikliği her zaman vardı. Sıcak dönemler de soğuk dönemler de yaşandı. Bunlar bunun bir parçası.”
Ancak bilim insanları, iklim değişikliğine karşı önlemlerin ertelenmesinin giderek daha büyük ekonomik ve toplumsal zararlara yol açacağı uyarısında bulunuyor.
Sosyolog Prof. Sighard Neckel’e göre temel sorun, siyasette ve ekonomide kısa vadeli çıkarların uzun vadeli sorunların önüne geçmesi.
Şirketler ekonomik kazançları, siyasetçiler ise seçimlerde alacakları oyları düşünüyor. Oysa iklim değişikliği uzun vadeli ve sürekli mücadele gerektiren bir süreç.
“Almanya tek başına dünyayı kurtaramaz” tartışması
Friedrich Merz ise orman yangınlarının yaşandığı bölgeyi ziyaretinden sadece birkaç gün sonra yeniden daha temkinli bir açıklama yaptı.
Merz, Almanya’nın tek başına dünyadaki iklim değişikliğini durduramayacağını belirterek, Almanya bütün kendi hedeflerine hemen ulaşsa bile küresel sorunun çözülemeyeceğini söyledi.
Ekonomi uzmanı Prof. Michael Hüther ise bu yaklaşımı ikna edici bulmuyor.
Hüther, Almanya’nın küresel CO₂ emisyonlarının yalnızca yaklaşık yüzde 2’sinden sorumlu olduğu gerekçesinin yeterli olmadığını belirtiyor.
Hüther’e göre dünyada 50 ülke veya aktörün her biri “Ben yalnızca yüzde 2’den sorumluyum, o nedenle bir şey yapmayacağım” derse, sonuçta yüzde 100 oranında hiçbir şey yapılmamış olur.
Bu nedenle Almanya’nın sorumluluk üstlenmesi ve üzerine düşeni yapması gerektiğini savunuyor.
İklim politikası seçimlerin de gündeminde
Sonuç olarak eleştiriler, Alman hükümetinin iklim konusunda attığı adımların, koalisyon sözleşmesindeki hedeflerin ötesine geçmediği yönünde.
Üstelik bu değerlendirmeler, Almanya’nın şimdiye kadarki en sıcak ve aşırı hava olaylarının yaşandığı yazlardan birinin ardından yapılıyor.
Şimdi gözler Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerine çevrilmiş durumda.
Yaklaşık 1,7 milyon seçmenin oy kullanacağı seçim, yalnızca eyaletin değil, Almanya genelindeki siyasi dengelerin geleceği açısından da önemli sonuçlar doğuracak.