İçişleri Bakanlığına göre 200 binden fazla insanın katıldığı eylemlerde Paris başta olmak üzere birçok kentte polisle göstericiler arasında gerginlikler yaşandı. Ülke genelinde 500’den fazla insan gözaltına alındı, yalnızca başkent çevresinde yaklaşık 300 tutuklama yapıldı. Paris’te bazı gruplar Gare du Nord tren istasyonuna girmeye çalıştı, ayrıca sokaklarda ateşler yakıldı.
Protestoların çağrısı, internet üzerinden yatay örgütlenen ve sendikaların da destek verdiği “Bloquons tout” (“Her şeyi durdur”) hareketi tarafından yapıldı. Hareket, 2018/19’daki “Sarı Yelekliler” ayaklanmasına benzetiliyor. Ana sloganlardan biri “Hau ab, Macron!” (“Defol, Macron!”) oldu.
Tepkilerin odağında, Macron’un 2024 yazında parlamentoyu feshetmesi ve ardından oluşan siyasi kriz var. Cumhurbaşkanı, farklı eğilimlerden partileri zoraki bir “demokratik taban” koalisyonuna yönlendirmeye çalışırken, hükümetin gündeminde 3,4 trilyon avroluk kamu borcunu azaltmaya yönelik kemer sıkma programı bulunuyor. Bu politikalar, özellikle orta ve alt sınıflar arasında büyük öfkeye yol açtı.
Yeni başbakan Lecornu, göreve başlarken “yaratıcı çözümler” arayacaklarını söylese de muhalefet ve sokaktaki kitleler onu Macron’un bir “kopyası” olarak görüyor. Aşırı sağ Rassemblement National ve Sosyalistler erken seçim talep ederken, solcu La France insoumise (LFI) hareketi doğrudan Macron’un istifasını istedi.
18 Eylül’e temel oldu
Hareketin büyüklüğünün bir başarı olduğunu söyleyen CGT’nin Union Départementale Genel Sekreteri Laurent Feisthauer, „sosyal konular ve vergi adaletini dayatmak için bir grev hareketi inşa edeceğiz. İnsanlar bizden bunu istiyor. Eğer hükümet bizi görmezden gelirse, onu düşürene kadar devam edeceğiz” dedi.
Dünkü eylem, 18 Eylül’de yapılacak grev ve eylemin sağlam bir altyapısını oluşturmuş oldu. Bu hareket, halkın hükümet politikalarına duyulan memnuniyetsizliği gözler önüne serdi.
