Fransa’da hayat pahalılığına karşı bu Cumartesi (17.10.2026)ülke genelinde gösteriler, mitingler ve çeşitli eylemlerin düzenlenmesi bekleniyor. On binlerce insanın katılımı öngörülen protestoların sloganı oldukça açık: “On en a marre!” Yani, “Artık bıktık!”
Devlet yetkilileri, yolların kapatılmasından, olayların büyümesinden ve şiddet eylemlerinden endişe ediyor. Polis, gösterilere sert müdahale edilebileceği mesajını verdi.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yaklaşık yedi ay kala hükümet, son haftalarda öğrencilerin öncülük ettiği protestoların ülke çapında yeni bir toplumsal hareketin başlangıcına dönüşmesini önlemeye çalışıyor.
İnsanlar neden sokağa çıkıyor?
Fransa’da sonbahar ayları, bütçe görüşmeleriyle birlikte protestoların da yoğunlaştığı bir dönem. Hükümet tasarruf önlemlerini ve kesintileri gündeme getirdiğinde, toplumun farklı kesimleri buna karşı sokağa çıkıyor. Tarihinde 1789 Fransız Devrimi ve 1871 Paris Komünü de dahil olmak üzere önemli devrimci hareketler bulunan Fransa’da, sokak protestoları siyasi ve toplumsal yaşamın köklü bir parçası.
Bu kez birçok sorun aynı anda öne çıkıyor. Benzin, gıda ve enerji fiyatları yüksek. Ücretler geçim sıkıntısını hafifletmeye yetmiyor. Tarım sektörü, kurak geçen yazın ardından sorunlarla boğuşuyor. Öğrenciler ise okulların yetersiz donanımından ve kötü koşullarından şikâyetçi.
Son haftalarda düzenlenen öğrenci protestolarının ardından öğrenci örgütleri ülke çapında gösteri çağrısı yaptı. Öğretmenler ve sendikalar da öğrencilerin taleplerini destekliyor.
Protestoları kimler destekliyor?
Bu kez gösteri çağrıları, alışılmışın aksine büyük sendikalardan çok sosyal medya üzerinden yayıldı.
Öğrencilerin ve üniversitelilerin yanı sıra sosyal yardımların yetersizliğinden, düşük ücretlerden, yoksul mahallelerdeki sorunlardan ve iklimin korunması için yeterince adım atılmamasından rahatsız olanların da gösterilere katılması bekleniyor.
Protestocuların ortak noktası, farklı sorunlar yaşasalar da kendilerini yeterince desteklenmemiş hissetmeleri. Talepleri, hükümetin ve devletin bu sorunlara çözüm bulması.
Yeni bir Sarı Yelekliler hareketi mi doğuyor?
Hükümetin en büyük endişelerinden biri, 2018’de ülkeyi sarsan Sarı Yelekliler hareketinin yeniden ortaya çıkması.
Kasım 2018’de akaryakıta yeni vergiler getirilmesi planına karşı başlayan protestolar, kısa sürede hayat pahalılığına ve toplumsal eşitsizliğe karşı geniş bir harekete dönüştü. Eylemler 2019’un ilkbaharına kadar sürdü ve Macron hükümetini ciddi biçimde sarstı.
Bugünkü protestolarla o dönemin eylemleri arasında bazı benzerlikler bulunuyor. Özellikle polisin sert müdahalesi tartışma konusu. Son haftalarda öğrencilerin gösterilerinde de polisin tutumu giderek daha fazla eleştiriliyor. Reşit olmayan öğrencilere karşı cop ve göz yaşartıcı gaz kullanılması tepki çekiyor.
Öte yandan polis de yıllardır aşırı güç kullanmakla suçlanıyor. Göstericilere yönelik sert müdahaleler, özellikle öğrencilerin eylemlerinde yeniden tartışma konusu oldu.
Böylece protestolar yalnızca hayat pahalılığı ve eğitim sorunlarıyla sınırlı kalmıyor; polisin tutumu, devletin yaklaşımı ve insanların demokratik haklarını kullanma koşulları da tartışmanın bir parçası hâline geliyor.
Fransa’da yükselen öfkenin nereye varacağı henüz belli değil. Ancak “Artık bıktık!” sloganı, yalnızca öğrencilerin değil, geçim sıkıntısı yaşayan ve kendini yalnız bırakılmış hisseden birçok insanın ortak tepkisini yansıtıyor.
2018’de Sarı Yelekliler, akaryakıt vergisine karşı başlayan bir tepkiyi ülke çapında bir toplumsal harekete dönüştürmüştü. Şimdi de gençlerin protestoları ile toplumun diğer kesimlerinin öfkesi aynı noktada buluşabilir.
“Sarı Yelekliler ve gençler, mücadelelerimiz buluşuyor!” sloganı, bu arayışın işaretlerinden biri. Fransa’da asıl soru şu: Farklı kesimlerin öfkesi geçici gösterilerle mi sınırlı kalacak, yoksa hayat pahalılığına ve eşitsizliğe karşı daha geniş bir toplumsal harekete mi dönüşecek?