Alman ekonomisi, Nisan-Haziran döneminde bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,3 büyüdü. Destatis’in açıkladığı son verilere göre bu oran, daha önce açıklanan yüzde 0,2’lik tahminin üzerinde. Ekonomideki büyümenin temel nedeni ise güçlü ihracat artışı.
İş dünyasında da beklentiler iyileşiyor. İfo İş Dünyası Endeksi, Ağustos ayında 86,7 puandan 88,8 puana yükseldi ve üst üste dördüncü kez arttı. İfo Enstitüsü, şirketlerin hem mevcut durumlarını hem de gelecek beklentilerini daha olumlu değerlendirdiğini açıkladı. Ancak firmalar özellikle sipariş durumundan hâlâ memnun değil.
Buna karşılık ekonomideki sorunlar ortadan kalkmış değil. Özellikle imalat sanayisi ve otomotiv sektöründe işten çıkarmalar ve şirket iflasları sürüyor. Makine, ekipman ve araç yatırımları ikinci çeyrekte yüzde 1,4 gerilerken, inşaat yatırımlarındaki artış yalnızca yüzde 0,1 oldu.
Junge Welt’in haberine göre bu tabloya rağmen hükümet morali yüksek tutuyor. Başbakan Friedrich Merz, Brandenburg’daki kabine toplantısında Almanya’nın “büyük potansiyellere sahip olduğunu” söyleyerek sonbaharda emeklilik, bakım hizmetleri, gelir vergisi ve çalışma saatlerinin esnetilmesi gibi alanlarda yeni reformların tamamlanacağını açıkladı. Hükümet ayrıca şirketleri bürokrasiden arındırmayı hedefliyor.
Ancak sendikalar ve sol muhalefet, bu reformların çalışanların ve dar gelirli kesimlerin aleyhine sonuçlanacağı eleştirisinde bulunuyor. Kabine toplantısına büyük şirket yöneticilerinin davet edilmesi ve savunma teknolojilerinin tanıtılması da tartışmaları artırdı.
Öte yandan Almanya’nın kamu maliyesindeki durum dikkat çekiyor. Devletin 2026’nın ilk yarısındaki açığı 71,3 milyar euroya, GSYH’ye oranı ise yüzde 3,1’e yükseldi. Böylece Almanya, Maastricht kriterlerinde belirlenen yüzde 3 sınırını aşmış oldu. Destatis verilerine göre açığın önemli bölümünü federal hükümetin 48,1 milyar euroluk açığı oluşturuyor.
Almanya ekonomi sinde küçük bir toparlanma işareti var. Ancak bu iyileşme büyük ölçüde ihracata dayanıyor; sanayi, yatırımlar ve istihdam cephesindeki sorunlar ise devam ediyor. Bu nedenle açıklanan yüzde 0,3’lük büyümenin, ekonominin kalıcı olarak güçlendiği anlamına gelip gelmediği henüz belirsiz.