Ancak yabancı basında, bu içeriklerin arkasında muhtemelen İsrail bağlantılı aktörlerin bulunduğu iddia edilirken, Alman hükümetinin bu konuda sessiz kaldığı belirtiliyor.
Tartışmalar bununla sınırlı değil. CDU Genel Başkanı Friedrich Merz, 7 Ekim’de SPD ve Yeşiller’e, Berlin’de “antisemitik radikallerle koalisyon kurmamaları” çağrısı yaparak CDU’ya yönelmelerini istedi. Uzmanlara göre bu çağrı, devlet yetkililerinin seçim rekabetinde tarafsız kalması gerektiğini vurgulayan Anayasa Mahkemesi kararlarıyla çelişiyor.
Benzer açıklamalar, Hessen Başbakanı Boris Rhein ve Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier tarafından da yapıldı. Rhein, Berlin’de Sol Parti’nin “antisemitizm nedeniyle” tercih edildiğini öne sürerken; Steinmeier, antisemitizmin hiçbir hükümet çalışmasında etkili olmaması gerektiğini söyleyerek Berlin’deki koalisyon görüşmelerine dolaylı mesaj verdi.
Neues Deutschland’da yer alan yorumda, Sol Parti’yi antisemitik göstermek için yapılan siyasi açıklamaların gerçeği yansıtmadığı belirtiliyor. Yazar, bazı siyasetçilerin Yahudileri doğrudan İsrail devletiyle özdeşleştirmesinin bizzat antisemitizme kapı araladığını vurguluyor. Metinde ayrıca Şansölye’nin bir konuşmasında Yahudi Almanları “yabancı” olarak tanımlamasının bu bağlamda eleştirildiği ifade ediliyor.
Son olarak, Berlin’de hükümet kurma sürecinin CDU’nun siyasi kampanyaları nedeniyle zora girdiği, bunun da demokratik işleyişi olumsuz etkilediği ifade ediliyor.