Berlin’de SPD, Yeşiller ve Die Linke arasında olası bir koalisyon hükümeti kurmak amacıyla yürütülen ön görüşmeler, özellikle İsrail politikalarına yönelik eleştiriler ve Filistin’le dayanışma konusunda tartışmalara neden oluyor.
Üç partinin olası koalisyon ortakları, Hamas’ın saldırısını “kınadıklarını”, Filistinlilerin yaşadığı acıları da “gördüklerini” açıklıyor. Ancak Berlin’de ortaya çıkan anlaşma, Die Linke açısından önemli sonuçlar doğurabilecek hükümler içeriyor. Buna göre İsrail politikalarına yönelik eleştirilerini bundan böyle yeterince yumuşatmayan parti üyeleri, partiden çıkarılmaya kadar varan yaptırımlarla karşılaşabilecek.
Anlaşmadan memnun görünenler esas olarak görüşmeleri yürütenler, bazı SPD milletvekilleri ve Berlin İçişleri Senatörü Iris Spranger. Alman haber ajansı dpa’ya göre Spranger, “doğal olarak” görevinde kalmak istiyor. Eski Sağlık Bakanı Karl Lauterbach da perşembe günü Spiegel’e yaptığı açıklamada, “Bu kırmızı-kırmızı-yeşil koalisyonun kurulmamasını umuyorum” dedi.
Berlin’deki SPD yöneticileri ise Die Linke’nin gelecekteki Federal Meclis grubunda ciddi bir bölünme yaşanması ihtimalini göze alarak şimdiden gerekli adımları atıyor.
SPD’den yaptırım baskısı
SPD’nin Berlin’deki meclis grup başkanı Steffen Krach, Cuma günü Welt gazetesine yaptığı açıklamada, “antisemitik olaylar” karşısında açık sonuçlar doğmasını beklediklerini söyledi. Bu sonuçların, gerektiğinde ilgili kişilerin meclis grubundan çıkarılmasına kadar uzanabileceğini belirtti.
Kendisi hakkında da şu anda yolsuzluk soruşturması yürütülen Krach, bir gün önce de Die Linke’den, organize suçla bağlantılı olduğu öne sürülen kişilerle ilişkiler konusunda adım atmasını istemişti.
Eski Berlin Eyalet Başbakanı Michael Müller de Cuma günü benzer bir açıklama yaptı. Müller, varılan anlaşmanın somut sonuçlarının görülmesi gerektiğini belirterek Ferat Koçak örneğini gündeme getirdi.
Ancak Koçak’ın Bundesta‘daki Die Linke grubundan çıkarılması şimdilik düşük bir olasılık olarak değerlendiriliyor. Meclis grubu başkanı Sören Pellmann, Cuma günü yaptığı açıklamada Koçak hakkında yeni yaptırımlara gerek görmediğini söyledi.
Vanessa Emde’nin durumu belirsiz
Die Linke içinde somut adımların atılabileceği bir başka isim ise Neukölln’den doğrudan seçilen Vanessa Emde. Bazı medya kuruluşlarının haberlerine göre, seçimlerde yüzde 46,2 oy alarak doğrudan milletvekili seçilen Emde’nin gelecek Salı günü yapılacak kuruluş toplantısında meclis grubuna kabul edilmemesi gündemde.
Berlin Die Linke Eyalet Örgütü Başkanı Kerstin Wolter, Perşembe gününe kadar bu seçeneği açık tuttu. Wolter, partinin bütün adaylarını parti programına ve seçim programına bağlı kalmakla yükümlü kılan “milletvekili taahhütnamesine” işaret etti.
Bu program kapsamında İsrail’in “var olma hakkının” kabul edilmesi gerektiği savunulurken, Kudüs Bildirgesi’nin aynı şekilde kabul görmediği anlaşılıyor. Emde ise Eylül ayında yaptığı açıklamada, bütün insanların eşit haklara sahip olacağı tek devletli çözüm talebinin de meşru olduğunu söylemişti.
Yeşiller geçmişe dönük yaptırım bekliyor
Yeşiller, Die Linke’nin milletvekillerine geçmişteki tutumları nedeniyle de yaptırım uygulamayı kabul ettiğine inanıyor.
Berlin Yeşiller Meclis Grubu Başkanı Bettina Jarasch, Cuma günü Deutschlandfunk’a yaptığı açıklamada, seçim kampanyası sırasında yaşananlara karşı Die Linke’nin kendi içinde bazı önlemler aldığını söyledi. Jarasch, parti yönetiminin bu önlemlerin meclis grubu kurulur kurulmaz sonuç doğuracağını kendilerine taahhüt ettiğini belirtti.
Bundestag Yeşiller milletvekili Andreas Audretsch de kuruluş toplantısında yaptırımların gündeme geleceğinden emin olduğunu söyledi. Audretsch, bunun Die Linke tarafından verilmiş “açık bir taahhüt” olduğunu Welt gazetesine açıkladı.
Yeşiller’in federal eş başkanı Franziska Brantner ise hem başlangıçta hem de süreç ilerledikçe ilgili kişiler hakkında görevden alma veya başka personel yaptırımlarının uygulanması gerektiğini savundu.
Die Linke içinde itirazlar büyüyor
Die Linke’nin kendi içinde ise anlaşmaya karşı tepkiler giderek artıyor.
Parti eş başkan yardımcısı Özlem Demirel, çeşitli parti örgütleri, aralarında Lea Reisner, Nicole Gohlke ve Cansın Köktürk’ün de bulunduğu çok sayıda milletvekili ve diğer parti yöneticileri Cuma günü ortak bir açıklama yaptı.
Açıklamada, görüşmeleri yürütenlerin SPD ve Yeşillerin baskısına boyun eğmesinin “ağır bir siyasi hata” olduğu belirtildi. İmzacılara göre parti yönetimi yalnızca medyada yürütülen karalama kampanyasının söylemlerini benimsemekle kalmıyor, aynı zamanda talep edilen disiplin ve bölünme mekanizmalarını da kabul ediyor.
Açıklamada, özellikle parti üyelerinin ihraç süreçleri gibi bürokratik yöntemlerle dışlanmasına yönelik girişimlerin derhal durdurulması istendi.
Die Linke’nin gençlik örgütü Linksjugend Berlin de açıklamaya imza attı. Örgütün bir sözcüsü Junge Welt’e yaptığı değerlendirmede, anlaşmanın ne örgütün kararları ve programlarıyla ne de genel olarak sol siyasetin talepleriyle bağdaştığını söyledi.
Sözcü, parti yönetimine anlaşmayı geri çekme çağrısında bulundu. Ayrıca gelecek hafta yapılacak parti kongresinde SPD ve Yeşillerle koalisyon görüşmelerine başlanmasına karşı oy verilmesini istedi.
Gençlik örgütü, yaşananların daha önce yaptıkları uyarıları doğruladığını belirtti.
Filistin’le Dayanışma Eyalet Çalışma Grubu da Perşembe günü bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Filistin’le dayanışma hareketinin, SPD ve Yeşillerle anlaşma uğruna gözden çıkarıldığı ifade edildi. Açıklamada otobüsün direksiyonunda ise Yeşiller ve SPD’nin bulunduğu belirtildi.