Yunanistan’ın başkenti Atina’da binlerce öğrenci, öğretmen ve kamu çalışanı gösteri yaptı. Protestocular daha fazla öğretmen, güvenli okul binaları, daha iyi ücretler ve öğrenci yurtları talep etti. Hükümetin milyarlarca euroyu silahlanmaya ayırmasını eleştiren göstericilere karşı polis göz yaşartıcı gaz ve ses bombaları kullandı.
“Daha fazla sınıf, daha az bomba”
İtalya’da düzenlenen gençlik protestolarına ise eylem organizatörlerinin açıklamasına göre 400 binden fazla öğrenci katıldı. “Daha fazla sınıf, daha az bomba” sloganıyla eğitim sorunlarına, yüksek kiralara ve hayat pahalılığına dikkat çekildi. Ülkenin güneyinde kamyon şoförleri ve çiftçiler de yükselen mazot fiyatlarına karşı yolları ve limanları bloke etti.
Portekiz’de binlerce insan, hükümetin kiracıları koruyan düzenlemeleri gevşetme planına karşı sokağa çıktı. Ülkede konut fiyatları 2015’ten bu yana yüzde 164 arttı. Protestocular, yeni düzenlemelerin kiracıları daha da zor durumda bırakacağından endişeli.
Almanya’da da gençler 31 Ekim’de eğitim ve sağlık sisteminin iyileştirilmesi, silahlanmaya ve olası zorunlu askerliğe karşı gösteriler düzenlemeye hazırlanıyor. Ancak polis yetkililerinin daha şimdiden şiddet ve yağma olayları yaşanabileceği yönündeki açıklamaları tartışma yarattı.
Avrupa’nın farklı ülkelerinde yükselen bu tepkilerin ortak noktası belli: Gençler eğitim, barınma ve insanca bir gelecek istiyor. Çalışanlar ise artan hayat pahalılığı karşısında geçim mücadelesi veriyor.
Sokaklardan yükselen mesaj açık: Gençler geleceklerini savaşlara, borçlara ve geçim sıkıntısına teslim etmek istemiyor. Asıl soru, hükümetlerin bu talepleri duyup duymayacağı; yoksa toplumsal sorunlara çözüm üretmek yerine protestoları bastırmayı mı seçeceği.