Almanya’da birkaç gün süren inceleme ziyaretinin ardından açıklama yapan Khan, birçok kişinin görüşlerini kamusal alanda ya da dijital ortamlarda dile getirmekten çekindiğini belirtti.
Khan’ın aktardığına göre, başta Yahudi öğrenciler, Filistin yanlısı aktivistler ve kadın hakları savunucuları olmak üzere akademisyenler, sanatçılar, gazeteciler ve yerel siyasetçiler de endişelerini dile getirdi.
BM raportörü, hükümetin tehditleri ciddiye aldığını ancak buna “yasaklar, kriminalizasyon ve bazı sloganların yasaklanması ya da aşırılıkçı olduğu iddia edilen yapıların izlenmesi” gibi yöntemlerle karşılık verdiğini söyledi. Khan’a göre bu yaklaşım uluslararası insan hakları standartlarıyla çelişiyor ve demokratik tartışma alanını daraltıyor.
Bu durumun toplumsal kutuplaşmayı artırdığını ve kurumlara olan güveni zedelediğini belirten Khan, aynı zamanda ırkçı ve otoriter ideolojilere dayanan siyasi güçlerin ifade özgürlüğünü bir araç olarak kullandığını ifade etti. Bunun da antisemitizm, İslam düşmanlığı, göçmen karşıtlığı ve cinsiyet temelli nefretin artmasına katkı sağladığını söyledi.
Khan, ayrımcılık ve şiddetin yasaklanmasının doğru olduğunu ancak hakaret içeren söylemlerle sansür ya da cezalandırma yerine eğitim, farkındalık ve tartışma yoluyla mücadele edilmesi önerisinde bulundu. Hazırlanan raporun Haziran 2026’da BM İnsan Hakları Konseyi’ne sunulacağı bildirildi.