Tartışmalar, ABD’de ICE’nin operasyonları sırasında yaşanan ve dünya kamuoyunda infial yaratan ölümcül olayların hemen ardından gündeme geldi. Kısa süre önce bir ICE operasyonunda ABD vatandaşı olan sağlık çalışanı Alex Pretti vurularak öldürülmüş, daha önce de 37 yaşındaki bir anne hayatını kaybetmişti. Bu olayların ardından ABD içinde ve dışında tepkiler büyürken, Başkan Donald Trump göçmenlere yönelik uygulamalarda tansiyonu düşürme sinyali vermişti. Ancak Almanya’da AfD’nin Bavyera ve Saksonya-Anhalt teşkilatlarından gelen mesajlar, tam tersine daha sert bir çizgiye işaret ediyor.
Yeşiller: “Faşizan sokak terörünü hatırlatıyor”
Bu iddialara en sert tepkilerden biri Aşağı Saksonya’daki Yeşiller’den geldi. Eyalet Meclisi’nin iç politika sözcüsü Michael Lühmann, ICE benzeri bir yapının hukuka uygun çalışacağı görüşünü “bir illüzyon” olarak nitelendirdi. Lühmann, “ABD’ye baktığımızda ICE’nin gerçekte ne yaptığını görüyoruz. Açıkça söylemek gerekirse bu, faşizan sokak terörünü andırıyor. İnsan hakları ayaklar altına alınıyor” dedi.
SPD: “Anayasaya aykırı, toplumsal barışı bozar”
Tartışmaya federal düzeyden de sert eleştiriler geldi. SPD Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, AfD’nin ICE benzeri bir “Sınır Dışı Polisi” kurulması ve vatandaşlık kurallarının sertleştirilmesi taleplerinin anayasa ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını söyledi.
Karaahmetoğlu, yabancılar ve vatandaşlık hukukunun federal düzeyde düzenlendiğini hatırlatarak, “Anayasa’nın 73. maddesi açık. Bu alandaki yetki federal devlete aittir. Eyaletlerin kendi ‘sınır dışı polisi’ kurması yetki aşımıdır” dedi.
SPD’li vekil, ICE uygulamalarının Human Rights Watch, Amnesty International ve BM raporlarında ağır insan hakları ihlalleriyle anıldığını vurgulayarak, “Aileler zorla ayrılıyor, çocuklar gözaltında tutuluyor. Bu uygulamalar, ‘insan onuru dokunulmazdır’ diyen Alman Anayasası’nın 1. maddesiyle asla bağdaşmaz” diye konuştu.
Karaahmetoğlu’na göre AfD, seçimler öncesinde göç ve güvenlik konularını korku ve dışlama diliyle kullanarak toplumu kutuplaştırıyor. SPD’li vekil, “Almanya’nın ihtiyacı, hukuku zorlayan sertlik gösterileri değil; insan onurunu merkeze alan, anayasal sınırlara saygılı bir göç politikasıdır” dedi.
Friedman: “Koyun postuna bürünmüş kurt”
Holokost Anma Günü kapsamında Aşağı Saksonya Eyalet Meclisi’ne konuk olan hukukçu ve yazar Michel Friedman da AfD’nin tutumunu sert sözlerle eleştirdi. Friedman, Aşağı Saksonya AfD’sinin ılımlı bir görüntü verip, parti içindeki radikal taleplere net biçimde karşı çıkmamasını bir strateji olarak değerlendirdi.
Friedman, bu durumu “koyun postuna bürünmüş kurt” benzetmesiyle tanımlayarak, “Sessiz kalsalar bile AfD’nin bir parçasılar. Bu da onları, partide ülke genelinde söylenen ve yapılan her şeyden sorumlu kılıyor” ifadelerini kullandı.