05.12.2017 12:51 zaman: 12 days
. Almanya

Can Dündar

“Hasret, Eziyet, Cumhuriyet – mecburi hizmet”



Yaptığı haber nedeniyle Almanya‘da yaşamak zorunda kalan Cumhuriyet gazetesinin eski yazı işleri müdürü Can Dündar Cuma günü Kassel'de Whistleblower-Preis 2017 ile ödüllendirildi. Dündar ödüle silah sevkiyatlarını açığa çıkardığı için layık görüldü. Bu ödül kurumların yasalara uygun olmayan faaliyetlerinin en azından bir kısmını ortaya çıkaran ve kamuoyunda farkındalık yaratan kişilere veriliyor.


Dündar 2016 Temmuz ayından beri Berlin‘de yaşıyor
Ödülü alan Can Dündar, " Whistleblower Ödülü, Türkiye'de basın özgürlüğü için mücadele eden tüm gazetecilerle dayanışmanın büyük bir ifadesidir" dedi.


Can Dündar’a basın ve düşünce özgürlüğünün önemi dahil olmak üzere bazı sorular sorduk:
O-Ton
Can Dündar

Basın özgürlüğü, düşünce özgürlüğü neden önemli? Basın ve düşünce özgürlüğü olmasa ne olur?

Halk haber alamaz. Haber alamayınca oy verirken, kime oy vereceği konusundaki karar, kendi iradesinin dışında şekillenir. Bu antidemokratik yönetimlerin iktidara gelmesine yol açar. Daha sonra da onların elinden özgürlüklerimizi almamız zorlaşır. O yüzden biz basını özgür bırakmazsak halkın haber alma hakkını da engellemiş oluruz. Ve bir yerde toplumsal iradeye ambargo koymuş oluruz. Onun için özgür bir basın aslında demokratik bir ülkenin vazgeçilmez koşuludur.

Yurt dışında yaşamak zorunda bırakılmak nasıl bir duygu?

İşimizin bir parçası diyelim. Yani Türkiye'de gazeteci iseniz her şeye hazır olmanız lazım; hapsedilmeye, sürgünlere gitmeye, kurşunlara hedef olmaya, yargılanmaya, bizim tarihimiz bunun örnekleriyle dolu. O yüzden bir tür mecburi hizmet gibi diye düşünüyorum. O yüzden de pek dramatik bir şey değil. İşte görevimizin bir parçası diye bakıyorum açıkçası.

Türkiye denildiğinde, Türkiye size neler çağrıştırıyor?
Bugünlerde hasret ağırlıkla. Eziyet, Cumhuriyet. Tabi ki özgürlüğü için kıvranmakta olan bir ülke, mücadele eden bir ülke ve sonunda kazanacağına inandığım bir ülke.

Türkiye ile ilgili kaygıların neler?

 Hepimizin kaygıları, hepimizin ortak kaygıları. Ne yazık ki, çok güzel bir ülkemiz var, çok güzel bir insan malzememiz var. Büyük bir potansiyeli var Türkiye'nin. Ama ne yazık ki, antidemokratik bir hükümetin elinde. Uzun süredir kıvranan bir pozisyondayız. Aslında İslam dünyasının yegane laik demokratik örneğini kaybetme noktasına geldik. Ama ben bunun direnç testi olduğunu düşünüyorum. Ve bu direnç testinden çıkarsak, Türkiye'nin bir daha kolay kolay yenilmeyeceğini düşünüyorum. O yüzden bu son derece kritik tarihsel önemi olan bir dönem. Ben Türk halkının, Türkiye halkının bütün bu zorlukların üstesinden gelebileceğini ve sonunda demokrasiye, cumhuriyete, özgürlüklerine sahip çıkacağına inanıyorum. Eğer bunu bugün başaramazsak zaten Türkiye'nin bir yarını olmayacak diye korkuyorum. Ama ben bunu bugün başarabileceğimize ve yarınların önünü açabileceğimize samimiyetle inanıyorum.

En çok satan muhalif gazete Cumhuriyet, 50.000 satıyor. Sizce bunun sebebi nerelerde yatıyor? Ne gibi yanlışlar var?

Off tabi panel konusu. Ama birçok şey, yani Türkiye'deki okuryazar, gazete okumanın, kitap okumanın suç sayıldığı bir ülkeden bahsediyoruz. Yani sırf ben öğrenciyken üniversitede Cumhuriyet okuduğum için gözaltına alınmıştım. Ne yazık ki biz okuryazar insanı tehlikeli gördük hep. Bu tehlikeli görme hali korkular yarattı bilinçaltında. Bu bir nedeni. Bir başka nedeni tabi ki ekonomik koşullar. Türkiye'de ne yazık ki gazete ihtiyaçlar listesinin sonunda geliyor. Onun dışında, günümüzde gazete almadan da okumanın imkanı var. Özellikle genç kuşak için. Dolayısıyla ben okurun bundan ibaret olmadığını da düşünüyorum. Yani onun dışında milyonlarca insan artık internetten okuyor. Dolayısıyla bu Cumhuriyet'e özgü de bir sorun değil. Genel bir sorun. Okusunlar da nerden okurlarsa okusunlar. Biz razıyız.

Pusulamız, bir bilgenin, “tahammül hakarettir, tolerans hakarettir” sözü olsun. Can Dündar’ın okumayla ilgili cevabını olduğu gibi kabul etseydik ona değer vermemiş olurduk. Böylece de hakaret etmiş olurduk.

Merakı kötürüm olmuş insan okumaz
Soru sormayı yasaklayan, sessiz kalmayı „terbiyeli olmak olarak“, „söz gümüşse sükut altındır“ deyişiyle ödüllendiren çocuk eğitimi anlayışının, merak güdülerini kötürüm ettiği için araştırmayı, soruşturmayı ve okumayı gereksiz hale getirdiği unutulmamalıdır.

Dündar ödülü ekomist Martin Porwoll ve eczane çalışanı Maria-Elisabeth Klein ile paylaştı.

Kemoterapi ilaçları yolsuzluğu
Serum torbasına benzeyen torba, bir çok insan için umut demek. Yaşam umudu, ya da en azından daha uzun yaşamak. Kanser hastaları 30 yıl öncesine göre daha uzun yaşıyor. Bunun sebebi ise giderek iyileşen ilaçlar. Ki bu ilaçlar oldukça pahalı. Serum torbasına benzeyen bir torba binlerce euro değerinde. Kanser ilaçları milyarlarca euro paranın döndüğü bir pazar. İş para olunca bu pastadan pay alma hırsı da artıyor. Kanser ilaçlarının hazırlanmasında kullanılan maddeler eksik kullanılarak ya da tuzlu su karıştırılarak bu pastadan pay alındığını Botrop'daki bir eczanede çalışan Martin Porwoll ve Maria-Elisabeth Klein “hainlerine” borçluyuz.

“Bu hainler” Bottrop'taki eczanede hazırlanan ilaç belgelerini topladı ve şikayet etti.

Eczacı kanser hastalarının tedavi edildiği NRW'deki klinik ve doktor muayenehanelerine kanser ilacı hazırlama yetkisi olan bir kişi. Bu eczacı bu güveni yıllarca düzenli bir şekilde kötüye kullandı.

Eczacı Peter S. neden daha önce yakalanmadı? Bottrop Sağlık Dairesi eczaneyi düzenli bir şekilde kontrol etti. Ancak, hiç bir şey bulunmadı. İlaçları sokak kıyafetiyle hazırlaması, köpeğini laboratuvara almasıyla ilgili hiç bir delil yok.

Sağlık Dairesi, bu durumu, kontrolcülerin ellerinin bağlı olmasıyla savundu. Bilinen şu ki, kontrol yapılacağı daha önce bildirildi. Bu uygulama Almanya genelinde geçerli bir kural.

Bu yöntemle eczacı Peter S. hastaların yaşamıyla oynadı. Eksik ilaç kullanarak ya da hiç kullanmadan milyonlarca Euro para kazandı.

Bu gerçeği ortaya çıkaran bu “hainleri” sopalamalı mı, yoksa alkışlayıp teşekkür mü etmeli?
 
https://www.youtube.com/watch?v=a5627PJiQ2E


Havada grev hazırlığı

13.12.2017 - 11:29

Avrupa

12.12.2017 - 14:53


Berlin

12.12.2017 - 14:01

“Altın Küre” 2018

12.12.2017 - 13:02




Okul Grevi

11.12.2017 - 12:27

Kar kaosu bitti

11.12.2017 - 11:50

posta [at] radyokassel.de
istek [at] radyokassel.de

Radyo Kassel
Opernstrasse 2,
34117 Kassel
Telefon
(0561) 578065
(0176) 521 14 985

             
       Info Magazin                  Türk Sanat Müziği

 

             
 Mesleğe Adım Adım              Konudan Konuya

 

             
    Rahman Sizlerle                 SALI SALI Hakan

text